Gökhan Günaydın: "Ulusal Güvenlik Hamasetle Değil, Stratejik Planlama ve Akılcı Dış Politikayla Olur"

11.03.2026

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, ulusal güvenliğin hamasetle değil, stratejik planlama ve akılcı dış politikayla mümkün olduğunu belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti hem sert güç denilen ordusunu güçlendirmek ve yenilemek hem de yumuşak güç dediğimiz adaletini, demokrasisini ve cumhuriyetini yeniden inşa etmek zorundadır. Gecikilen her gün sadece bir demokrasi ve cumhuriyet sorunu değil, aynı zamanda bir milli güvenlik sorunudur. Elbette çare de bu memleketi bu hale getirenlerde aranmayacaktır" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Günaydın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin haftalık grup toplantısında, emekli ikramiyelerine ilişkin, "Bayram ikramiyelerini bayram öncesi hesaplarına yatırıyoruz. Emekli maaşlarını da 14 Mart'tan itibaren ödemeye başlıyoruz" sözlerine yönelik, "Acaba ne zaman yatıracaktınız? Her sene zaten bayramdan önce yatırılmıyor muydu? 3 yıllık iktidarlarında ‘Bu bir zam değildir, fiyat ayarlamasıdır’ diyerek her şeyi gizlemeye çalışanlar var. Bugün de bize emekliye ikramiye farkı vermemeyi bir müjde olarak anlatabiliyorlar" ifadelerini kullandı.

Türkiye’de 17 milyon emekli bulunduğunu belirten Günaydın, "Eğer bin lira ilave ödeme yapsalardı bu 17 milyar lira edecekti. Sonra AKP Grup Başkanı Abdullah Güler cebini gösterdi. ‘Paramız yok ki ödeme yapalım’ dedi. Ve bugün de Erdoğan normal ödemeleri öne çekmeyi bir bayram müjdesi olarak sunabiliyor" şeklinde konuştu. Günaydın, şöyle devam etti:

"Peki gerçekten bu memleketin bütçesinde para yok mu? Türkiye dünyanın 20'nci büyük ekonomisi. Azıcık hortumlar kesilse, azıcık o hortumlar yurttaşlara doğru kanalize edilse herkese yetecek para var. Nitekim 2 trilyon 770 milyar lirayı faize gömüyorsunuz. Ama onun yüzde 1’i, 1,5’i kadar olan bin liralık ikramiye ilave zammını bile yapamayacak bir haldesiniz. Bu bayrama da emeklilerimiz gözlerini torunlarından kaçırarak, kurban kesemeyerek ve o hüznü evlerinde yaşayarak geçirecekler. Bu durumun müsebbiplerinden ilk seçimde hesap sorulacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın."

"Yarın MHP milletvekillerinin hem gözlerine hem de ellerine teker teker bakacağız"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin İBB duruşmalarının TRT'de canlı yayınlanmasına ilişkin çağrısına da değinen Günaydın, Bahçeli’nin daha önce de benzer açıklamalar yaptığını söyleyerek, CHP’nin 9 Mayıs 2025 tarihinde üç grup başkanvekili imzasıyla duruşmaların TRT’den yayınlanması için kanun teklifi verdiğini hatırlattı.

Günaydın, daha sonra Bahçeli’nin benzer açıklamalar yapmasının ardından teklifin 2 Aralık 2025 tarihinde TBMM gündemine getirildiğini söyledi. Ancak o süreçte MHP milletvekillerinin AKP ile birlikte hareket ederek önergeyi reddettiğini ifade eden Günaydın, "MHP milletvekilleri adeta genel başkanlarının sözünün dışında ve tersine davranarak AKP ile birlikte tutum almış ve bizim önergemizi reddetmişlerdi" dedi.

Aradan yaklaşık 3,5 ay geçtiğini belirten Günaydın, önergenin yeniden gündeme getirileceğini belirterek, "Devlet Bahçeli bir kere daha diyor ki: 'O gün haksız mıydık?'. O gün haksız değilsen yarın biz önergemizi işte Genel Kurul'a indiriyoruz. Yarın MHP milletvekillerinin hem gözlerine hem de ellerine teker teker bakacağız. TRT yarından itibaren hem kendisi yayınlasın hem de link versin. Bütün televizyonlar yayınlasın ve o salonda neler olup bittiğini hep beraber görelim" diye konuştu.

"Seni sana mı şikayet edeceğiz?"

Günaydın, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in İBB duruşmasıyla ilgili bugün yaptığı açıklamalara ilişkin de "Eğer hakim ve heyet reddedilirse CMK 29 uyarınca o heyet başka bir işlem yapabilir mi? Heyet reddedilince reddedenin avukatı ve müvekkili bu konudaki düşüncelerinin temellerini açıklamak üzere kürsüye çağrılmaz mı?" diye sordu. Günaydın, şöyle konuştu:

"Baştan sona bir iddianameyi siyasi yazanlar bugün 'Mahkeme salonu şov yapma yeri değildir' diyorlar. Sen önce Adalet Bakan Yardımcısı iken ve aynı zamanda İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iken gidip ETM’den aldığın maaşın hesabını ver. Onun anayasadaki ve Hakimler Savcılar Kanunu’ndaki karşılığı açık. Şimdi seni Adalet Bakanı ve HSK Başkanı olarak sana mı şikayet edeceğiz? Bu yolsuzluklar, bu hırsızlıklar üzerinden böyle bir şikayet mi gerçekleştireceğiz? Türkiye’de tek adam rejiminin memleketi getirdiği yer çok açık olarak görülmektedir."

"Biz ulusal savunma sanayimizle gurur duyarız"

Bölgedeki jeopolitik gelişmeler ile ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Günaydın, Donald Trump yönetiminin uluslararası hukuk ve devletler hukukunu yok saydığını savundu.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları nedeniyle insan hakları ihlalleri ve can kayıpları yaşandığını ifade eden Günaydın, "168 çocuk bu bombalar altında can vermiş. Utanmadan diyorlar ki 'bu bombaları İran atmış olabilir'. Ahlaksızlık ve yalancılık birbiriyle beraber yürüyen iki husus olarak kayda geçmiştir" dedi.

Bölgedeki gelişmelerin Türkiye açısından da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Günaydın, Türkiye’nin olası bir savaş ortamına hazır olup olmadığının sorgulanması gerektiğini söyledi. Günaydın, sözlerine şöyle devam etti:

"Yıllarca aydın namusu içerisinde dirayetli siyasetçi kimliği altında CHP'nin tüm yetkilileri ulusal güvenlik meselesi hamaset meselesi değildir, parti meselesi değildir diye açıklamalar yaptık. Siz bize ne dediniz? 'Dünyanın en iyi savunma sanayisi bizde', 'Her şeyi biz yapıyoruz', 'Korksunlar, yeni Türkiye, Türkiye Yüzyılı' dediniz. Biz de size şunları söyledik: Türkiye’nin dünyada ilk 100’e giren beş tane savunma sanayi firması vardır. Bunların dördü sizin zamanınızdan önce kurulmuştur. Yalnız sizin döneminizde, 2018 tarihinde kurulan ASFAT’ın sıralamadaki yeri 78’dir. Biz ulusal savunma sanayimizle gurur duyarız. Yapılan her şey başımızın üzerindedir. Ancak bir kere daha söylüyorum, hamasetle gerçeklerin üzerini örtemezsiniz.

İsrail bir Konya yüzölçümünün yarısı kadar. Türkiye 780 bin kilometrekare. Gayrisafi milli hasıla açısından dünyanın 20'inci büyük ekonomisi. İsrail’in 589 uçağı var. Bizim 573 uçağımız var. İsrail’in 191 helikopteri var. Bizim 78 helikopterimiz var. Üstelik de F-16’lar modernize edilememiş. İsrail’in elinde 5'inci nesil F-35’ler var ve uçak sayısında bile geridesiniz. Ama hamasette dünya birincisisiniz.

"S-400 sevdanızdan dolayı şu ana kadar envantere bir tane F-35 girmedi"

Dünyanın büyük orduları içerisinde modernize tanka sahip olmayan tek ordusu AKP elinde Türk ordusu haline getirilmiştir. Siz bir Altay tankı geliştirmeye çalıştınız. Ama motor problemleri, zaman problemleri, siyasetin sürekli müdahalesi… Ortada Altay tankı yok. Modern bir tanka sahip olmayan, yanı başımızda savaşla yüz yüze kalmış bir Türkiye Cumhuriyeti ve ordusu var. Yine büyük ordular içerisinde 5'inci nesil uçağa sahip olmayan tek ordu Türk ordusudur.

'KAAN’ı Endonezya’ya sattık' dediniz. KAAN’ın motorunun olmadığı Hakan Fidan tarafından itiraf edildi. Motoru olmayan uçağı Endonezya’ya satıyorsunuz. Hadi Amerika’dan motorunu aldınız. Amerika size motor verdiği sürece bir uçağınız var. Bu meseleleri hamasetle kapatamayız. İktidarınızda alınabilen F-16 sayısı yalnızca 30’dur. En son F-16 2013’te alınmıştır. Demek ki, yaklaşık 13 yıldır Türk ordusunun envanterine bir tane F-16 uçağı girmemiştir. F-35’ler için 1,4 milyar doları Amerika’nın eline saydınız. 2018’de teslimatlar başlayacaktı. S-400 sevdanızdan dolayı şu ana kadar envantere bir tane F-35 girmedi.

Eurofighter Typhoon için İngiltere ile bir anlaşma yaptınız. Anlaşmanın finansal miktarı 8 milyar sterlin, kabaca 10,7 milyar dolara geliyor. 20 tane Eurofighter Typhoon alacaksınız. Ne zaman başlayacak teslimatlar? 2030’dan itibaren. Yani Türkiye dört yıl Eurofighter uçağın gelmesini bekleyecek. Katar ve Umman’dan ikinci el uçak alıyordunuz değil mi? Ne oldu o iş? Anlaşması yapıldı mı? Fiyatı ödendi mi? Ortada hiçbir gelişme yok.

"Gecikilen her gün bir milli güvenlik sorunudur"

Türkiye’nin elinde modernize edilmemiş F-16’lar var. F-35’in, Eurofighter’ın ve 5'inci nesil uçağın yok. Her gün ekranlarda hava savunmanın ne kadar mükemmel olduğunu anlatıyorlardı, değil mi? Kürecik’teki üssü korumak için siz Patriot’a muhtaç hale bıraktınız memleketi. O emanet Patriot da Malatya’da Kürecik’i koruyor. Demek ki bir kere daha söyleyelim: Ulusal güvenlik hamasetle değil, stratejik planlama ve akılcı dış politikayla olur.

Maalesef Türkiye Cumhuriyeti’nin getirildiği durum budur. Bu tablo bir an evvel toparlanmak zorundadır. Türkiye Cumhuriyeti hem sert güç denilen ordusunu güçlendirmek ve yenilemek hem de yumuşak güç dediğimiz adaletini, demokrasisini ve cumhuriyetini yeniden inşa etmek zorundadır. Gecikilen her gün sadece bir demokrasi ve cumhuriyet sorunu değil, aynı zamanda bir milli güvenlik sorunudur. Elbette çare de bu memleketi bu hale getirenlerde aranmayacaktır."