09.07.2026
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, memur emeklilerine verilen sözlerin tutulmadığını belirterek, "Kamu çalışanları açısından emeklilik artık bir hak değil, ciddi bir gelir kaybına dönüşmüştür. Bu tablo kamu çalışanlarını görevde kalmaya zorlamakta, gençlerin kamu hizmetine katılımını geciktirmekte ve kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemektedir. Sorun yalnızca maaş sorunu değildir. Sorun, devletin kendi memuruna ve emeklisine verdiği sözü yerine getirmemesidir" ifadelerini kullandı.
CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında memur emeklilerinin sorunlarını dile getirdi. Yaklaşık 2,5 milyon memur emeklisinin hak ettiği seyyanen artıştan mahrum bırakıldığını söyleyen Kaya, şunları kaydetti:
"14 Mayıs 2023 seçimleri öncesinde AKP Genel Başkan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, kamuoyuna yaptığı açıklamada; ‘En düşük memur maaşını 22 bin TL seviyesine yükseltiyoruz. Maaşlardaki bu artışları otomatik olarak memur emeklilerimize de yansıtıyoruz.’ ifadelerini kullanarak memur emeklilerine açık bir taahhütte bulunmuştur. Bu artış o zaman 8 bin 77 TL olarak açıklanan seyyanen zam ile birlikte vadedilmiştir. Ancak seçimlerin ardından çıkarılan 7456 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek 40'ıncı madde kapsamında kamu görevlilerine verilen seyyanen artış, yürürlükteki mevzuata ve verilen söze rağmen memur emeklilerine yansıtılmamış; böylece eşitlik, kazanılmış haklar ve sosyal güvenlik ilkeleri açıkça ihlal edilmiştir."
Memur emeklisine verilen sözün tutulması gerektiğini söyleyen Kaya, "657, 5434, 4688 ve 5510 sayılı Kanunlar birlikte değerlendirildiğinde; kamu görevlilerinin mali ve özlük hakları ile emeklilik haklarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceği açıkça görülmektedir. Çalışma yaşamında sağlanan ücret iyileştirmelerinin emeklilik sistemine de yansıtılması sosyal hukuk devleti ilkesinin doğal sonucudur. Memurlara yapılan maaş artışlarının emekli aylıklarına da yansıması hukukun, hakkaniyetin ve kazanılmış hakların gereğidir" ifadelerini kullandı.
KAYA'DAN İKTİDARA: ALLAH'TAN KORKUN
Kamu çalışanları ile kamu emeklisi arasında ücret uçurumu olduğunu söyleyen Kaya, "Bakınız, açıkça ifade ediyorum: Ben bir milletvekili emeklisiyim. Benim maaşıma gelen zam tek başına 23 bin lira. Buna karşın, milyonlarca vatandaşımızın mahkûm edildiği en düşük emekli maaşı da 23 bin lira. Allah’tan korkun. İnsanlar bu ülkede, bir vekilin sadece aldığı zam kadar bile maaş elde edemiyor. Bu düzeni, bu adaletsizliği kesinlikle değiştireceğiz. Kamu çalışanları açısından emeklilik artık bir hak değil, ciddi bir gelir kaybına dönüşmüştür. Bu tablo kamu çalışanlarını görevde kalmaya zorlamakta, gençlerin kamu hizmetine katılımını geciktirmekte ve kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliğini olumsuz etkilemektedir. Sorun yalnızca maaş sorunu değildir. Sorun, devletin kendi memuruna ve emeklisine verdiği sözü yerine getirmemesidir. Cumhuriyet tarihinde ilk kez çalışan memur ile emekli memur arasındaki maaş bağı bu denli koparılmış, kamu çalışma barışı ağır biçimde zedelenmiştir. Sosyal devlet, emeklisini koruyan devlettir. Kamu görevlilerini emeklilikte yoksullaştıran bir anlayışın sosyal devlet ilkesiyle bağdaşması mümkün değildir" şeklinde konuştu.
İktidara çağrıda bulunan Kaya, yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:
"AKP Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesinde kamuoyuna verdiği söz yerine getirilmeli; memur emeklilerinin yıllardır gasp edilen hakkı daha fazla geciktirilmeden teslim edilmelidir. Memurlara verilen seyyanen artış, yürürlükteki mevzuat doğrultusunda memur emeklilerine de eksiksiz olarak yansıtılmalıdır. Üç yıldır ödenmeyen tüm farklar yasal faiziyle birlikte hak sahiplerine ödenmelidir. Çalışan memur ile emekli memur arasındaki maaş bağı yeniden kuracak kalıcı yasal düzenleme derhal hayata geçirilmelidir. 7456 sayılı Kanun ile yaratılan mağduriyet giderilmeli, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 40'ıncı maddesi hukuka ve eşitlik ilkesine uygun biçimde yeniden düzenlenmelidir. Kamu çalışma barışını güçlendirecek, emekliliği yeniden güvence altına alacak ve gençlerin kamu istihdamına katılımını destekleyecek adil bir personel politikası uygulanmalıdır. Memur emeklileri ayrıcalık değil, haklarını istemektedir. Beklenen; yeni bir lütuf değil, hukukun gereğinin yerine getirilmesi, verilen sözün tutulması ve milyonlarca memur emeklisine yıllardır yaşatılan mağduriyetin derhal sona erdirilmesidir."
"MİLLİ EĞİTİM BAKANI'NIN GÖREVİ BU DEĞİL"
Kaya açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Mülakat Mağduru ve özel sektör öğretmenlerinin Ankara’da yaptığı ve NATO Zirvesi nedeniyle ara verdiği eylemlerin sorulması üzerine Kaya, şunları söyledi:
"Özel kurumlarda çalışan öğretmenler, ücretli öğretmenler ve mülakat mağduru öğretmenler konusunda yine üzülerek belirtmeliyim ki 2023 seçimleri öncesi AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan mülakatı kaldıracaklarını söyledi. Ya Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e sözü geçmiyor ya da verdiği sözün arkasında durmuyor. Yapılması gereken çok açık ve nettir: Bin 611 mülakat mağduru öğretmen hak gaspına uğramıştır. Bu haklar iade edilinceye kadar onların yanında bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Ben onlarla sürekli iletişim halindeyim. Hem ücretli öğretmenler ayın 13’ünde Ulus Atatürk heykeli önünde Türkiye'nin dört bir yanından gelerek bir eylemde de bulunacaklar. O eylemde de kendilerinin yanında olacağım. Eğitim emekçilerinin ve emeğinin hakkını arayanların önüne barikat kurmak değil onlara kucak açmak Milli Eğitim Bakanı'nın temel görevidir. Ama Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bunları yapmak yerine öğretmenleri ya ters kelepçeyle ya biber gazıyla ya da copla açlığa mahkum ederek onların karşısında dikiliyor. Bir Milli Eğitim Bakanı'nın görevi bu değil. Milli Eğitim Bakanı öğretmenle sahip çıkmıyorsa o koltukta oturmamalıdır. Bir an önce koltuğu terk etmelidir. Ama üzülerek belirteyim kendi inisiyatifiyle koltuğu terk etme şansı yok mevcut bakanların. Çünkü onlar sekreter" dedi.
"BİZİM KURTULDUĞUMUZ EMPERYALİST ÜLKELERDİR"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Kurtuluş Savaşı ifadesinin müfredattan çıkarılacağını ifade ettiğine ilişkin haberlerin de sorulduğu Kaya, şu yanıtı verdi:
"Bu sadece Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in bir görüşü değil. Bu görüş sarayın görüşüdür. AKP'nin görüşüdür. Siyasal iktidarın görüşüdür. NATO Zirvesi buradayken 32 ülke lideri buradaydı. Yaklaşık 10 ülke lideri de davetli geldi, 42 ülkeden liderler geldi. Emperyalist güçler. Yedi düvel bu toprakları işgal etti. Bu topraklar işgal edildiğinde Mustafa Kemal Atatürk 16 arkadaşıyla birlikte Bandırma Vapuru'yla Samsun'a çıktı. Anadolu halkıyla kucaklaştı. Yedi düveli bu topraklardan emperyalizme karşı mücadeleyle kurtardı. Bizim kurtulduğumuz emperyalist ülkelerdir. Bugün NATO gerekçesiyle bu topraklara yeniden gelmiş olanlar Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'nın sonuçlarını, bağımsızlığın ne demek olduğunu, 'ya istiklal ya ölüm' diyenlerin ne bedeller ödediğini, bu topraklara ayak basan emperyalist ülkelerin liderleri gördü. Ama bunu göremeyen, cumhuriyetle hesaplaşmak isteyen, cumhuriyet devrimleriyle hesaplaşmak isteyen, 'maarif bakanıyım' diyen o zat o koltukta oturmamalı. Öğretmenin hakkını savunmazsın, ücretli öğretmeni kölelik ücretiyle çalıştırırsın, atanmayan öğretmene kucak açmazsın.
Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün yedi düvele karşı yürüttüğü Kurtuluş Savaşı'nı milli mücadele diye tarif edeceksin. O kitaplardan bunu kaldırmaya Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in gücü yetmez. Onu oraya atayanların da gücü yetmez.
Çünkü biz bu topraklarda bağımsızlık için Kurtuluş Savaşı veren milyonlarca şehit verdik. Şehit kanıyla sulanmış bu toprakları emperyalist ülkelere hiç kimsenin peşkeş çekmeye hakkı yoktur. NATO tartışmaları arasında kaybolduğunu zannetti. NATO toplantısının sırasında emperyalist ülkelerin buraya geldiğinde bu sözü söyledi. Biz bu sözün arkasına sığınan ve yedi düvele peşkeş çekmeye kalkanlara bu ülkenin onurlu yurttaşları gerekli yanıtı verdiler. Mustafa Kemal Atatürk şunu söyledi; İstanbul'u işgal eden İngiliz gemilerine döndü, yaverine 'Geldikleri gibi giderler' dedi. Onlar geldikleri gibi gittiler. Kurtuluş Savaşı sayesinde gittiler. Siz de ya onların yanında saf tutacaksınız ya da Kurtuluş Savaşı mücadelesini veren Mustafa Kemal Atatürk'ün çizgisine geleceksiniz. Bu çizgi bedel ödeyerek kurulmuştur. Hiç kimse Mustafa Kemal Atatürk'ün düşüncelerini sadece bir liderin düşüncesi olarak görmesin. Bu toprakları emperyalist ülkelere vatan kılmayanların yeridir. 'Ya mandacılığı kabul edeceksiniz ya da mandacılığa karşı mücadele edeceksiniz' sözü Tıbbiyeli Hikmet'in sözüdür. Mustafa Kemal Sivas Kongresi'nde bu sözü duyduğunda ya istiklal ya ölüm diyenlerle birlikte Kurtuluş Savaşı'nı yürütmüştür. Eğer bu tarihi bilmiyorsa, bilerek çarpıtıyorsa tarihçilere sorsun, tarihçilere soramıyorsa Yunan komutanlarının yaşadığı dramı ve Mustafa Kemal Atatürk'ün yendiği ülkenin komutanlarına gösterdiği, onların bayrağına gösterdiği saygıyı unutmasın. Biz düşmanımızın da bayrağına saygı gösteririz ama düşmanımızın da bizim bayrağımızı, bizim mücadelemizi ayaklar altına almasına asla izin vermeyiz. Yusuf Tekin tarihi bilmiyorsa dönsün tarih öğretmenlerinden ders alsın derim. Biz emperyalizme karşı mücadeleyi veren bir gelenekten geliyoruz. Bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Hiç kimse Cumhuriyet devrimlerini ve eğitim devrimlerini ayaklar altına alamaz. Hiç kimse tarih kitaplarından ve çocuklarımızın hafızasından Mustafa Kemal Atatürk'ü silmeye gücü yetmez. Dönsün bayramlarda, milli bayramlarda ve anma günlerinde Anıtkabir'i ziyaret eden milyonlara baksın. O milyonlar ki bu ülkeyi kanının son damlasına kadar savunacak insanlardır. Ben Yusuf Tekin'e, bu koltukta oturuyorsan Mustafa Kemal'e ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne saygı duymuyorsan o koltukta oturma. Saygı duyuyorsan da onun izinden yürüyenlere yol aç. Yürüyenler zaten bu yüzden yürüyeceklerdir."
21.05.2026
20.05.2026
20.05.2026
15.05.2026
15.05.2026
07.05.2026
06.05.2026