26.01.2026
Bugün burada yalnızca bir elektrik zammını konuşmak için toplanmadık. Bugün burada, AKP iktidarının 20 yılı aşkın süredir adım adım kurduğu; halkı yoksullaştıran, emekliyi yaşamdan kısmaya zorlayan, kamuyu tasfiye eden bir düzeni konuşmak için bir aradayız.
Çünkü artık mesele yaşam hakkıdır.
İktidar, 2025 yılında yaşanan ağır enflasyonun bedelini halka ödetti. 2025 yılı enflasyon oranını düşürmek için beklettikleri zamlar, 2026’da son sürat devam ediyor. Halkımıza, 2026 yılının en ciddi kazığı elektrik faturaları üzerinden atılmak isteniyor.
EPDK tarafından yapılan ve 1 Ocak 2026 itibarıyla geçerli olacak son düzenlemeyle, elektrik faturaları üzerinden sağlanan destek bilinçli biçimde azaltılıyor.
İktidar buna zam demiyor. Ama bu, gizli zamdır.
Rakamlarla konuşalım: Yıllık elektrik tüketimi 4 bin kilovatsaatin üzerine çıkan aboneler sübvansiyon hakkını kaybediyor. Aylık 333 kilovatsaat tüketimi olan bir konutun bugün yaklaşık 984 TL olan faturası, 2026 itibarıyla 1.935 TL’ye yükseliyor. Bu ne demektir? %97 zam.
Bu karar, 2,5 milyon haneyi doğrudan etkilemektedir. Ve bu hanelerin içinde önemli bir bölümü dar gelirli ve emeklilerden oluşmaktadır. Sübvansiyon hakkının kaldırılması, kâğıt üzerinde teknik bir düzenleme gibi anlatılıyor. Ama gerçekte bu karar, dar gelirliyi ve emekliyi karanlığa, soğuğa ve yoksulluğa mahkûm etme kararıdır.
AKP’nin biliyorsunuz amblemi ampuldür. Bugün AKP, emekliye ve dar gelirliye şunu diyor:
“Ampulü yakma. Ampülden tasarruf et. ”Kendine gelince “İtibardan tasarruf olmaz” diyorlar.
Ama insanlardan yaşamaktan tasarruf etmelerini istiyorlar. Biz buradan açıkça söylüyoruz:
Asıl insan yaşamından tasarruf olmaz!
EMEKLİNİN TABLOSU ORTADA
Bugün Türkiye’de: En düşük tamamlanan emekli aylığı: 20 bin TL Ortalama emekli aylığı: 23 bin 551 TL ve şunu açıkça gösteriyor: Yaklaşık 5,7 milyon emekli, 20 bin TL ve altında aylıkla yaşamaya çalışıyor. Emeklilerin büyük bölümü 20–25 bin TL bandında sıkışmış durumda. Yani bu ülke, emeklisinden tasarruf etmeye çalışan bir iktidar tarafından yönetiliyor. 20 bin TL’ye mahkûm edilen emeklinin, elektrik faturasının iki katına çıkması açıkça canına kast etmektir. Artık yeter!
BU NOKTAYA NASIL GELDİK? – 2004 TEDAŞ GERÇEĞİ
Bugünkü elektrik zamlarını anlamak için 2004 yılına bakmak zorundayız. 2004’te TEDAŞ özelleştirildi. Halka ne dediler? “Fiyatlar düşecek.” “Verimlilik artacak.” “Hizmet kalitesi yükselecek.” Hepsi yalandı. TEDAŞ üçe bölündü: EÜAŞ – Elektrik Üretim AŞ EİAŞ – Elektrik İletim AŞ EDAŞ – Elektrik Dağıtım AŞ, Üretim ve dağıtım özelleştirildi, iletim kamuda bırakıldı. Neden? Çünkü iletimden doğrudan rant çıkmıyordu. Ama üretim ve dağıtım kâr makinesiydi. Bugün: Elektrik üretiminin %85’i özel şirketlerin elinde, Dağıtımın tamamı özel şirketlerin elinde. AKP eliyle bazı şirketler kartelleşti.
Devlet, elektriği özel şirketlerden pahalıya alıyor; yine özel dağıtım şirketlerine ucuza satıyor.
Aradaki fark hazineden, yani halkın cebinden karşılanıyor. Buna da utanmadan “devlet desteği” diyorlar.
Bu durum yetmez gibi bu şirketleri ayakta tutmak ve daha da büyütmek uğruna sayısız vergi affı ve teşvik verilmektedir. Peki halk olarak karşılığında ne görüyoruz? Bunun karşılığını hemen her fırsatta zamlarla, kar hırsının getirdiği ölümlerle almaktayız.
Diyarbakır ve Mardin’de elektrik hatlarından kaynaklanan yangın sonucunda 15 insanımız yaşamını yitirmişti. İzmir’de iki insanımız, bakımı yapılmayan elektrik kaçağı sonucu sokak ortasında feci şekilde can vermişti. Isparta da Elektrik hatlarının yetersizliği ve kış koşullarına dayanaması sebebiyle oluşan uzun yollu elektrik kesintisinin ardından bir vatandaşımız yaşamını yitirmiştir. Sorumluluklarını yerine getirmeyen, gerekli önlemleri almayan hiçbir şirket yetkilisinin yargı önünde bu ölümlerin hesabını verdiğini; kar hırsı uğruna canlarımızın yitip gitmesine neden olan bu özelleştirmeci mantığın sorgulandığını gördük mü? Hayır! Aksine ödüllendiriliyorlar: Mesela İzmir’de iki insanımızın ölümüne neden olan Gediz Elektrik şirketinin üç yıl boyunca tek kuruş vergi vermediği ortaya çıkmıştı.
Elektrik, doğalgaz ve enerji en temel insan hakkıdır. Bu hak: Piyasanın insafına bırakılamaz, Şirketlerin kâr hırsına teslim edilemez, Emeklinin cebine göre ayarlanamaz. CHP olarak bir kez daha vurguluyoruz: Elektrikte yapılan bu gizli zam kabul edilemez.
Sübvansiyonun geri çekilmesi derhal durdurulmalıdır.
Parti Programı’mızda elektrik; bir ticari meta değil, temel bir insan hakkı olarak tanımlanmaktadır.
Ucuz, kesintisiz ve güvenli enerjiye erişimin kamusal bir sorumluluk olduğu açıkça ifade edilmektedir. Bugün elektrik dağıtımının tamamı özel şirketlerin elindeyken bu hakkın korunması mümkün değildir. Bu nedenle elektrik dağıtım şirketlerinin kamulaştırılması,; halkın yaşam hakkının gereğidir. Elektrik dağıtım şirketleri değil; Emekli, işçi ve dar gelirli yurttaşlarımız korunmalıdır. Biz susmuyoruz. Biz kabullenmiyoruz. Bu düzeni normalleştirmiyoruz.
Emeklinin, dar gelirlinin ışığını söndürmeye çalışanlara karşı halkın yanında durmaya devam edeceğiz. Buradan bir çağrımız da emeklilerimizedir: Evde ampulünüz sönmesin istiyorsanız, önümüzdeki seçimlerde AKP’nin ampulünü söndürün.
26.01.2026
21.01.2026
15.01.2026
06.01.2026
24.12.2025
17.12.2025
12.12.2025