25.07.2026
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:
- “Ülkenin sorunları var, biz bu sorunları çözmeye talibiz. Malı götürmeye, devleti soymaya, beşli çetelere hizmet etmeye değil; bu ülkenin saf ve masum insanlarına hizmet etmek için yola çıkacağız.”
- “Cumhuriyet Halk Partisi, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir. Adımız belli; Halk Partisiyiz, halkın partisiyiz, Cumhuriyetin partisiyiz, devlet kuran bir partiyiz, devlete yön veren, istikamet çizen bir partiyiz. Biz Mustafa Kemal'in, İnönü'nün, Ecevit'in, Baykal'ın partisiyiz.”
- “Biz çöpten kâğıt toplayanların partisiyiz. Biz evlere, iş yerlerine temizliğe giden kadınların partisiyiz.”
- “Biz aynı zamanda siyasette ahlakı, siyasette erdemi savunan bir partiyiz. İlk kez Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosuna siyasi ahlak kanunu teklifi veren partiyiz”
- “Çalan, çırpan, köşeyi dönen siyasetçi istemiyoruz. Hiçbir CHP’li yolsuzluk yapanlarla, malı götürenlerle yan yana duramaz. Hiçbir CHP’li bunu yapamaz; eğer yolsuzluk yapmak istiyorsan, malı götürmek istiyorsan derhal ama derhal partinin dışına çıkacaksın.”
- “Bizim eğitimimiz, kültürümüz, tarihimiz, hoşgörümüz ve inancımız insanları dışlamayı doğru bulmaz. İnsanların kimliğine, inancına ve yaşam tarzına saygılıyız; hiç kimseyi ötekileştirmeyeceğiz.”
- “Ben sana yardım ediyorum, sen de bana oy ver. Ben sana para vereyim, sen bana oy ver. Bu siyasi rüşvetçiliktir. Aile Destekleri Sigortası ile siyasi rüşvetçiliği kapatacağız. Rüşvetin her türünü kapatacağız. Rüşvet alanların, malı götürenlerin hesabını soracağız. Bu bizim görevimiz. Sormazsak tüyü bitmemiş yetim bize hakkını helal etmez.”
- “Beşli çetelerle birebir mücadele ettim, etmeye de devam edeceğim hiç kimse endişe etmesin. Eğer bugüne kadar susuyorsak edebimizden susuyoruz. Uyuşturucu baronlarıyla da mücadele edeceğiz. O baronların kimliğini de adını da soyadını da şirketlerini de hepsini açıklayacağız.”
- “Bizim kavgamız iş bulamayan üniversite mezununa iş bulma kavgasıdır. Bizim kavgamız helal lokmanın, helal sofranın her evde kurulması kavgasıdır. Biz siyasetten başka bir şey istemiyoruz.”
- “Dünyada 100 yılı aşkın süredir ayakta kalan 4-5 partiden birisi de CHP'dir. Şerefli, onurlu, kirlenmemiş bir partidir. Arınmak zorunda olan bir partidir, neyse çok şükür o da büyük ölçüde gerçekleşti. Biz bunları yapmak zorundayız. Ahlaklı, erdemli insanların partisiyiz biz.”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından Rauf Denktaş Kültür Merkezi'nde düzenlenen Üye Katılım Töreni'nde önemli açıklamalarda bulundu. Yeni üyelere rozetlerinin takıldığı törende konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu; CHP'nin kurucu misyonunu, adalet anlayışını ve toplumsal tabanla kurduğu sarsılmaz bağı hatırlatarak siyasette ahlakın zorunluluğuna, kimsesizlerin kimsesi olma hedefine, beşli çeteler ve uyuşturucuyla mücadeleden devlette liyakatin tesis edilmesine ilişkin birçok konu başlığında önemli mesajlar verdi.
CHP Lideri Kılıçdaroğlu, İstanbul’da düzenlenen Üye Katılım Töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“DEVLETİ SOYMAYA DEĞİL, BEŞLİ ÇETELERE HİZMET ETMEYE DEĞİL, BU ÜLKENİN SAF VE MASUM İNSANLARINA HİZMET ETMEK İÇİN YOLA ÇIKACAĞIZ”
Teşekkür ederim. Slogan atmadan beni dikkatle dinlemenizi isterim. Sağ olun. Çok teşekkür ederim. Beni dikkatle dinlemenizi istiyorum. Bu toplantı önemli bir toplantı çünkü partimize yeni katılımlar olacak. Cumhuriyet Halk Partisi nedir? Temel ilkeleri nedir? Nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Bu çerçevede hepimizin dikkatli olması lazım. İç tartışmalardan olabildiğince kaçınmamız lazım. Zorunlu olmadıkça iç tartışmalara girmememiz lazım. Bütün CHP'lilere sesleniyorum; eskisi, yenisi, kadını, erkeği, genci, yaşlısı, bütün Cumhuriyet Halk Partililere. Nedeni şu: Türkiye iyi yönetilmiyor, Türkiye'nin temel sorunları var ve bu sorunlar ciddi sorunlar. Milyonlarca kişinin, milyonlarca emekçinin, milyonlarca çalışanın, milyonlarca muhtarın sorunları var. Dolayısıyla bizim temel görevimiz, sorunları aklımızla, mantığımızla, deneyimimizle saptamak ve onlara çözüm üretmek. Gezeceğiz, mahalle mahalle gezeceğiz. Gezeceğiz, ev gezeceğiz. Gezeceğiz, kadın erkek ayrımı yapmadan gezeceğiz. Gezeceğiz, mahallenin sokaklarını aşındırarak gezeceğiz. Onlara hakkı, hukuku, adaleti ve bu güzel ülkede insanca yaşamak için nelerin yapılması gerektiğini anlatacağız. Temel felsefemiz bu. O açıdan sizden özellikle isteğim, özellikle istirhamım; ülkenin sorunları var, biz bu sorunları çözmeye talibiz, çözmeye! Malı götürmeye değil, devleti soymaya değil, beşli çetelere hizmet etmeye değil, bu ülkenin saf ve masum insanlarına hizmet etmek için yola çıkacağız.
“BİZ MUSTAFA KEMAL'İN, İNÖNÜ'NÜN, ECEVİT'İN, BAYKAL'IN PARTİSİYİZ; BİZ CUMHURİYET HALK PARTİSİYİZ”
Mustafa Kemal şunu söyler, der ki; "Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir." Bir daha ifade ediyorum; Cumhuriyet yani Cumhuriyet Halk Partisi bilhassa kimsesizlerin kimsesidir. Ben dün, yıllardır Ankara'ya gelip çalışan tarım işçilerini ziyaret ettim. Çoluk çocuk, kadın, genç, erkek hep beraber çalışıyorlar, tarım işçileri. Yılda 1,5 milyon tarım işçisi çalışır; bazen Doğu-Güneydoğu'da çalışır, bazen gider Antakya'da çalışır, bazen Adana'da çalışır, değişik yerlerde, fındık toplamaya Karadeniz'e gider. Bu insanlarla ilgilenen bir siyasetçi gördünüz mü? Bu insanların derdini dinleyen bir siyasetçi gördünüz mü? Onlarla oturup, çay kahve içen bir siyasetçi gördünüz mü? Biz lüks mahallelerde değil o insanların yanında olmak zorundayız. Neden? Biz kimsesizlerin kimsesi olmak zorundayız, onlarla beraber yol yürümek zorundayız. Bunu yaparsak Cumhuriyet Halk Partisi kendi kimliğini geniş kitlelere aktarmak ister. Adımız belli; Halk Partisiyiz, halkın partisiyiz, Cumhuriyetin partisiyiz, devlet kuran bir partiyiz, devlete yön veren, istikamet çizen bir partiyiz. Biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz, Mustafa Kemal'in partisiyiz, İnönü'nün partisiyiz, Ecevit'in partisiyiz, Baykal'ın partisiyiz. Biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz, halkın partisiyiz biz. O açıdan gideceksiniz, kendisini en sahipsiz hissedenlerin yanında duracaksınız, onların sorunlarıyla birebir ilgileneceksiniz.
“BİZ ÇÖPTEN KÂĞIT TOPLAYANLARIN, TEMİZLİĞE GİDEN KADINLARIN PARTİSİYİZ”
Milyonlarca ev gencimiz var; üniversiteyi bitirmiş, iş arıyor, nerede iş bulacağım diye. Anne ve baba hala bakıyor ama o istiyor ki ben çalışayım, alın teri dökeyim, kazanç elde edeyim, güzel bir evlilik yapayım, huzur içinde yaşayayım ve ülkeme hizmet edeyim. Ama gençlerimiz nerede buluyor kendi geleceğini? Yabancı yerlerde. Almanya'ya gideyim, Avrupa'ya gideyim, Amerika'ya gideyim, Kanada'ya gideyim, Avustralya'ya gideyim. Bu uzun yıllardır, 25 yılı aşkın süredir Türkiye'yi yöneten iktidarın temel bir ayıbıdır. Eğer bu ayıbı onların yüzüne vuramazsak biz Cumhuriyet Halk Partisi değiliz, halkın partisi değiliz.
Biz çöpten kâğıt toplayanların partisiyiz. Alın teri için, emeği için çöpten kâğıt toplayan, naylon toplayan, demir parçaları toplayan insanların partisiyiz. Onların sigortaları var mı? Onların gelecek umudu var mı? Hangi siyasetçi gidip onların sofrasına oturdu? Hiç kimse. Ama biz oturduk, onlarla beraber olduk, onların derdini dinledik. Dertleri nedir onlara baktık; sosyal güvenliklerinin olup olmadığına, gelecek kaygısı taşıyıp taşımadıklarına baktık. Biz neyiz?
Kimsesizlerin kimsesiyiz, biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz, biz halkın partisiyiz. Halkın, bu milletin, Türk halkının partisiyiz biz. Biz evlere, iş yerlerine temizliğe giden kadınların partisiyiz. Biz alın teri döküp evine, eşine ekonomik katkı yapmak için temizliğe giden kadınların partisiyiz. Onlarla biz oturduk sofraya, onları dinledik. Başka hangi genel başkan yaptı? Hiçbir genel başkan yapmadı. Ama bu kardeşiniz onların sofrasına oturdu. Beni sofralarına kabul ettikleri için o temizliğe giden kadınlara, iş yerine, evlere temizliğe giden kadınlara şükran borçluyum. Onlara da gelecek vadetmek zorundayız, güvence vadetmek zorundayız. Bunu yapamazsak biz kimsesizlerin kimsesi partisi olamayız. Bizim görevimiz onların hakkına, hukukuna sahip çıkmaktır.
Biz; yıllar yılı bu coğrafyada, Türkiye'de kamu kurumların neredeyse tamamında, sendikadan kaçınmak için, hak aramalarını engellemek için uğraşılan taşeron işçilerin yanında durduk. Önce Erzurum'dan başlayarak örgütledim onları; bölge bölge örgütledim, bölge bölge dernek kurmalarını sağladım. Sonra İstanbul'da Kadıköy'de onların temsilcileriyle bir toplantı yaptık ve taşeron işçilerin kadro alması için en büyük mücadeleyi verdik. Sendikaların sahip çıkmadığı o işçilere Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz sahip çıktık ve kadro aldırdık onlara. Çünkü biz kimsesizlerin kimsesiyiz, biz halkın umuduyuz. Biz halkın umudu olmazsak görevimizi yapmamış oluruz. Cumhuriyete karşı görevimizi yapmamış oluruz. Kadına, erkeğe, yaşlıya, gence, engelliye karşı görevimizi yapmamış oluruz. Biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz ve biz kimsesizlerin kimsesi olmak zorundayız.
“BİZ İLK KEZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ PARLAMENTOSUNA SİYASİ AHLAK KANUNU TEKLİFİ VEREN PARTİYİZ”
Değerli kardeşlerim, değerli yurttaşlarım, bizleri televizyonları başında izleyen- eğer kontrollü medya veriyorsa veya vermiyorsa- izleyen bütün vatandaşlarıma sesleniyorum. Biz aynı zamanda siyasette ahlakı, siyasette erdemi savunan bir partiyiz. İlk kez Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosuna; evet ilk kez Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosuna siyasi ahlak kanunu teklifi veren bir partiyiz. Siyasette ahlak olmazsa olmaz. Olmaz; ahlaklı olacaksınız, erdemli olacaksınız, kişilikli olacaksınız, doğru dürüst görev yapacaksınız.
“YOLSUZLUK YAPMAK, MALI GÖTÜRMEK İSTİYORSAN DERHAL AMA DERHAL PARTİNİN DIŞINA ÇIKACAKSIN”
Siyaset, temiz insanların işidir; temiz insanların, düzgün insanların işidir, ahlaklı insanların işidir siyaset. Siyaset böyledir, olmazsa olmaz, olmaz. Siyaset, zenginleşme aracı değildir. Siyaset, köşeyi dönme aracı değildir. Siyaset, ev apartman alma aracı değildir. Siz siyasette kendinize mi hizmet edeceksiniz, topluma mı hizmet edeceksiniz? Toplumun zenginleşmesi lazım, toplumun varlıklı olması lazım. Çalan, çırpan, köşeyi dönen siyasetçi istemiyoruz. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili, hiçbir Cumhuriyet Halk Partili yolsuzluk yapanlarla yan yana duramaz. Malı götürenlerle yan yana duramaz. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili bunu yapamaz. Eğer yolsuzluk yapmak istiyorsan, malı götürmek istiyorsan derhal ama derhal partinin dışına çıkacaksın. Derhal, derhal, derhal.
Bu parti kimsesizlerin kimsesidir. Bir daha söylüyorum; Cumhuriyet Halk Partisi, kimsesizlerin kimsesi partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi'nde ahlak vardır, erdem vardır, gelenek vardır, töre vardır. Cumhuriyet Halk Partisi devlet kuran bir partidir, devlete yön veren bir partidir. Evet, bunları bilmek zorundayız değerli arkadaşlarım. Bunları bilmezsek kimliğimizi kaybederiz. Kimliğimizi, kişiliğimizi kaybederiz, kişiliğimizi. Biz kimliği ve kişiliği, adabı ve erdemi; kendi tarihimizden, başta Mustafa Kemal olmak üzere kendi parti büyüklerimizden aldık. Onların yolundan yürüdük. Onları topluma anlatmaya çalıştık, toplumu bilmeye çalıştık, onların dertlerini dinlemeye çalıştık ve sorunlarına çözüm üretmeye çalıştık.
Siyasi ahlak kanunu olmazsa olmaz. Siyasi ahlak kanunu çıkacak. Siyasi ahlak kanunu teklifini yeniden Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri Meclise verecekler. Sarayda oturan zata da sesleniyorum: Eğer siyasi ahlakı savunuyorsan, siyasette kirlilik olmasın istiyorsan o zaman sen de destek vereceksin kardeşim. Bütün partilere sesleniyorum, destek vereceksiniz. Olmaz. Olmaz. Bunu yapmak zorundayız değerli arkadaşlarım.
“İNSANLARIN KİMLİĞİNE, İNANCINA VE YAŞAM TARZINA SAYGILIYIZ; HİÇ KİMSEYİ ÖTEKİLEŞTİRMEYECEĞİZ”
Değerli arkadaşlarım yine Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz insanların kimliğine saygılıyız. Hangi kimlikten olursa olsun her kimliğin bizim başımızın üstünde yeri vardır. Çünkü hiç kimse kendi kimliğini kendisi seçemez, annesini ve babasını kendisi seçemez. Dolayısıyla kimlik kişinin elinde değil, doğuştan gelen bir kazanımdır. Dolayısıyla bu kimliğe her parti, özellikle de bütün Cumhuriyet Halk Partililer saygı gösterecek. Hiç kimseyi ötekileştirmeyeceğiz, hiç kimseyi. Ben uzun süre bir anlamda toplumun dışlanmış kesimi olarak görülen Roman kardeşlerimle defalarca toplantı yaptım, Roman kardeşlerimle bir araya geldim. Onların sofrasına da oturdum, onların müziğini de dinledim, onların sorunlarını nasıl çözeceğimizi de onlara anlattım. Dediğim gibi toplumun her kesimiyle beraber olmak zorundayız. Bizim eğitimimiz, bizim kültürümüz, bizim tarihimiz, bizim hoşgörümüz, bizim inancımız insanları dışlamayı doğru bulmaz. Biz kimseyi dışlamıyoruz. Allah'ın yarattığı her canlı bizim için kutsaldır. Her canlı, her canlı bizim için kutsaldır. İki, insanların inancına saygı duyacağız. Bütün insanların, kim olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun. Çünkü hesap vereceğimiz yer yüce Tanrı’dır. Allah'a hesap vereceğiz; kişiye, kula hesap vermiyoruz biz. O nedenle herkesin inancı benim başımın üstündedir, herkesin inancına saygı duyarım ben. İnanç ve kimlik, siyaset konusu olmaz. Bunlar saygı duyulması gereken alanlardır. Herkesin yaşam tarzına da saygı duyacağız. Herkesin yaşam tarzı bizim için değerlidir. O siyasetin dışındadır. Başörtüsü mü takarsın? Başımın üstünde. Başın mı açık? Başımın üstünde. Kadının giyimi, kuşamı bu; bunlara girilmez, bunlara girdiğiniz andan itibaren toplumu ayrıştırırsınız, toplumu bölersiniz. Toplumu birleştireceğiz. Herkesin, herkesin yaşam tarzına saygı göstereceğiz. Tarlada çalışan kadın da bizim için değerlidir, fabrikada çalışan kadın da bizim için değerlidir. Dolayısıyla toplumun her kesimine saygı duymak zorundayız. Toplumun her kesimine saygı duyacağız ve varsa sorunları çözüm adresi neresiydi? Cumhuriyet Halk Partisi. Neden? Çünkü biz kimsesizlerin kimsesiyiz. Sorunu anlatan kişi, sorunu yaşayan kişi gelecek sizin kapınızı vuracak. Ey Kılıçdaroğlu, ey il başkanı, ey ilçe başkanı, ey gençlik kolları, ey kadın kolları başkanı; böyle bir derdimiz var, bunu ancak Cumhuriyet Halk Partisi çözer, onun için geldik diyecekler. Bu özgüveni toplumun her kesimine vereceksiniz.
“YOKSULLUĞU BİTİRMEK İÇİN AİLE DESTEKLERİ SİGORTASI’NI GETİRECEĞİZ”
Değerli arkadaşlarım başka bir şey daha. Milyonlarca aile ay başını nasıl getiririm diye uğraşıyor. Milyonlarca aile, hepsi dertli; emeklinin derdi var, işsizin derdi var, çalışanın derdi var, herkesin derdi var. Bunun çözülmesi lazım. Bunun için, herkesin bu ülkede akşam sofraya huzur içinde oturabilmesi için bir gelecek güvencesinin verilmesi lazım. Biz buna ne diyorduk? Aile Destekleri Sigortası. Hiçbir aile, hiçbir aile yoksul kalmamalı, her ailenin asgari bir gelir güvencesi olmalı. Bu taahhüt de zaman verilmiş? Bu taahhüt 1980'lerde verilmiş. Nereye verilmiş? Uluslararası Çalışma Örgütüne verilmiş. Kaç sigorta dalı? 9 sigorta dalı. 9. sigorta dalını uygulamıyorlar. Efendim ben sana yardım ediyorum, sen de bana oy ver. Ben sana para vereyim, sen bana oy ver. Bu siyasi rüşvetçiliktir. Siyasi rüşvetçiliği kapatacağız. Rüşvetin her türünü kapatacağız. Rüşvet alanların hesabını soracağız onlardan. Rüşvet alanların, malı götürenlerin hesabını soracağız. Bu bizim görevimiz. Sormazsak tüyü bitmemiş yetim bize hakkını helal etmez. Söylüyorsan, ağzından bir laf çıkıyorsa hesabını soracaksın kardeşim veya hesabını vereceksin.
“BİZ KİMSESİZLERİN KİMSESİ OLARAK YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”
Efendim düşünce özgürlüğünü her yerde savunuruz. Benim gibi düşünmeyen insan da saygıdeğerdir. Bakın bir daha ifade edeyim; herkes bizim gibi düşünmek zorunda değil, belki biz eksik düşünüyoruzdur, belki biz yanlış düşünüyoruzdur, illa ben her şeyi doğru bileceğim diye bir kural yok ki. O nedenle düşünce özgürlüğü kadar değerli bir şey yoktur. Örnek mi istiyorsunuz? Bir şey anlatayım size. Bir dönem bütün insanlık dünyanın düz olduğuna inanırdı. Sonra birisi çıkıp diyor ki, "Vallahi siz dünya düz diyorsunuz ama dünya yuvarlak” diyor. Bir dönem yerçekimi kanunundan kimsenin haberi yoktu ama birisi kalktı elma ağacının altında yatarken kafasına bir elma düştü, ne dedi? Newton’du galiba değil mi? Ne diyor ya? Bu elma niye yukarıya doğru gitmiyor da aşağıya doğru? Bakın dünyanın en basit sorusunu soruyor ve yüce Yaradan’ın bir sırrını keşfediyor. Düşünce böyle bir şeydir. Düşünceye özgürlük de bunun için değerlidir. O nedenle her düşünceye otomatikman karşı çıkmak yerine her düşünceye bizim saygı göstermemiz lazım. Düşünen insan bizim için değerlidir. Yüce Yaradan’ın bize akıl vermesinin temelinde düşünme ve sorgulama vardır, düşünme ve sorgulama. Sadece insanlara özgüdür düşünme ve sorgulama. Bizim dışımızdaki bütün canlılar iç güdüleriyle hareket ederler ama insanoğlu aklıyla hareket eder. Yüce Yaradan kitabında ne diyor defalarca, “Aklınızı kullanmıyor musunuz” diyor. Aklımızı kullanacağız. O nedenle düşünce kadar, düşünce özgürlüğü kadar değerli bir şey yoktur. O nedenle diyoruz neden insanlar düşüncelerinden ötürü hapiste, karşı çıkıyoruz. Selahattin Demirtaş niye hapiste, karşı çıkıyoruz. Can Atalay, siyasi düşünce karşı çıkıyoruz, neden siyasi düşüncesi dolayısıyla insanları hapse atıyorsunuz? Bunları sorgulamak zorundayız. Tayfun Kahraman neden içeride değil mi? Neden içeride? İnsanların düşüncelerine saygı duyacaksınız. Hangi görüşten, hangi kimlikten, hangi inançtan olursa olsun insanların düşünceleri, düşünmeleri çok ama çok değerlidir. Onlardan ibret alacağız ve ders çıkaracağız hep beraber.
Ne dedik? Cumhuriyet Halk Partisi, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir. Bu toplumun en yoksul kesimi hangileri? Orman köylüleri. Orman köylüleriyle ilk toplantıyı yapan da Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Onların dertlerini dinleyen de Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Orman köylüsünün nasıl yaşadığını, nasıl geçindiğini, hangi sorunlarla karşı karşıya kaldığı siyasetçilerin umrunda bile değil. Onlar diyor ki, "Nasıl olsa ben kandırırım. Din, iman, Allah, peygamber derim. Onlar gelir bana oylarını verirler." Biz de din, iman, Allah, peygamber deriz ama insana hizmet ederiz biz. Yüce Yaradan’ın bize verdiği akıldan yola çıkarak bütün bu sorunların çözümünü yaparız. Orman köylüleriyle, bizim her türlü ama her türlü birlikteliği sağlamamız gerekir.
Biz düşünce özgürlüğü isterken, medyaya da özgürlük istiyoruz. Kamplaşan bir medya toplumu böler. Kirlenen bir medya toplumu aydınlatmaz. Medyanın özgür, medyanın doğru, medyanın kontrolsüz, medyanın ahlaki temelde yayın yapması lazım. Uluslararası kurallar var, o kurallara uyulması lazım. Yerel medya sorunları var. Yerel medyayla da ilgili olarak ilk kez Türkiye genelindeki bütün yerel medyayla da geleneksel toplantımızı yapan Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Onlara sahip çıkan Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Onların dertlerini dinleyen Cumhuriyet Halk Partisi'dir. O nedenle biz kimsesizlerin kimsesi olarak yolumuza devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlarım, siyaset hesap verme sanatıdır, hesap verme sanatı. Hesap verebiliyorsanız siyaset yapacaksınız. Hesap veremediğiniz andan itibaren size hesap soracak kişinin esiri olursunuz. Bir daha ifade edeyim; hesap verecek konumda değilseniz, yiğitçe meydana çıkıp herkesten hesabı soruyorsanız sizden değerli kimse yoktur. Ama hesap soramıyorsanız, açığınız varsa; açığınızı keşfeden insanın esiri olursunuz, tutsağı olursunuz, söz edemezsiniz, konuşamazsınız. Olmaz. Siyasetçi öyle değil, siyasetçi temiz ve ahlaklı olmak zorundadır.
Yolsuzluklara karşı çıkacağız. Ben siyasette yolsuzluklara karşı çıktığım için, yolsuzluklarla mücadele ettiğim için tanındım. Bana bir ara dediler ki, “Ya şu adam çok değerli, bak hapse atıldı, sen de bunun yanında dur.” Yolsuzluğu varsa durmam, hırsızlığı varsa durmam, kimse durmaz, durmam. Ahlaklı insanın başımın üstünde yeri vardır. Temiz insanın başımın üstünde yeri vardır. Düzgün insanın başımın üstünde yeri vardır. Ama kardeşim ben siyasete girdim, birdenbire zenginleştim, birdenbire köşeyi döndüm. Peki siyaset ne için yapılır? Halk için yapılır. Halkın sorunlarını çözmek için yapılır. Halkın dertlerini dile getirmek için yapılır. Bir örnek… Bakın Cumhuriyet Halk Partisi; 103 yıllık şerefli, onurlu, dik duran, hiç kimseye boyun eğmeyen bir partidir. Ben haklardan söz ederken, iki kardeşim hayvan haklarından da söz edin dedi. Bütün canlıların hakkı hukuku vardır. Bütün canlıların, hayvanın da hakkı vardır, ağacın da hakkı vardır, nehirin de hakkı vardır, doğanın da hakkı vardır. Çünkü biz doğanın bir parçasıyız, bazen bir ağacın gölgesine uzanmak isteriz, bazen bir kuş sesi dinlemek isteriz. Dolayısıyla bazen güzel bir doğayı seyrederken içimize huzur gelir. Bu güzel doğanın tahrip edilmesine de elbette karşıyız. O doğanın bütün canlıları, yüce Yaradan’ın yarattığı bütün canlılarını kucaklamak zorundayız; bu da bizim görevimiz, Cumhuriyet Halk Partisi'nin görevi. Çünkü biz kimsesizlerin kimsesi derken, orman da bizim için o kimsesizlerin kimsesidir. Dağda yaşayan keklikler de şehirlerdeki hayvanlar da bütün bunların hepsi doğanın bir parçasıdır. Ve biz bu doğaya yüce Yaradan’ın yarattığı bütün canlılara saygı duymak zorundayız.
“BEŞLİ ÇETELER VE UYUŞTURUCU BARONLARIYLA MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİM”
Bizim mücadele alanlarımız, yolsuzluklarla mücadele ettik, değil mi? Beşli çeteleri Allah aşkına niye dillendirmiyorlar? Niye beşli çeteler demiyorlar? Devleti soyanlarla niye mücadele etmiyorlar? Beşli çeteler dedim, üzerine yürüdüm, her türlü mücadeleyi yaptım. Onların dağıttıkları paralar, onların satın aldığı gazeteler, onların satın aldığı televizyon kanallarıyla birebir mücadele ettim, etmeye de devam edeceğim hiç kimse endişe etmesin. Eğer bugüne kadar susuyorsak edebimizden susuyoruz, edebimizden.
Türkiye'nin en temel sorunlarından birisi de uyuşturucu. Uyuşturucu baronlarıyla mücadele edeceğiz. O baronların kimliğini de, adını da, soyadını da, şirketlerini de hepsini açıklayacağız. Yeri geldiğinde devletin içine çöreklenen, siyasetten destek alan uyuşturucu baronları var. Çocuğu uyuşturucu kullanan ailelerle ilk toplantıyı yapan gene Cumhuriyet Halk Partisi. Gene o aileleri dinleyen Cumhuriyet Halk Partisi, o mücadeleyi yapan Cumhuriyet Halk Partisi. Türkiye'nin önündeki işsizlikten çok daha büyük bir sorun olarak önümüzde duruyor; uyuşturucunun nereden geldiğini biliyoruz, nerede gemilerin değiştirildiğini biliyoruz, hangi limanlara getirildiğini biliyoruz, o baronların adını biliyoruz, ne kadar uyuşturucunun Türkiye'de, ne kadarının da Türkiye üzerinden Avrupa'ya gittiğini biliyoruz. Kim biliyor? CHP biliyor ama devletin bütün duyarlı organları da biliyor. Ama siyasi otorite bunlara mahkûm, paralarına mahkûm çünkü istediği kişiyi satın alabiliyor, parası çok. Parayla satın alınmayacak adamların Cumhuriyet Halk Partisi'nde olması lazım. Bir daha ifade edeyim; parayla, pulla, rüşvetle satın alınmayacak adamların Cumhuriyet Halk Partisi'nde olması lazım. Bizim görevimiz budur. Biz bunu yapacağız. İster uyuşturucu baronu olsun ister bakan olsun ister milletvekili olsun; kim olursa olsun hesabını sormazsam bana da Kılıçdaroğlu demesinler. Soracağım, soracağım, soracağım.
“MECLİS’TE SAHTE OY PUSULASI KULLANAN SAHTEKARLARLA MÜCADELE EDECEĞİZ”
Biz Cumhuriyet Halk Partisi her yerde ve her ortamda demokrasiyi savunduk. Demokrasi olmazsa olmazımızdır. Düşünce özgürlüğü olmaza olmazımızdır. Yargı bağımsızlığı olmazsa olmazımızdır. Herkesin ama herkesin huzur içinde yaşayabileceği ve hakkını da arayabileceği bir düzenden yanayız. Bu düzenin adı demokrasidir. Demokrasi olmazsa olmazımız. Tek adam rejiminde demokrasi olmaz. Tek adam rejimiyle mücadele eden Kılıçdaroğlu'dur, hiç kimse unutmasın. Tek adam rejimi olmaz, yürümez, olmaz. Tek adam rejimi mi olur? Devleti, koca devleti bir kişiye teslim edeceksin, olmaz. Parlamentonun güçlü olması lazım, güçlü bir parlamentoya ihtiyacımız var. Bakın bu meclis Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne “Gazi Meclis” deriz. Bu Meclis, Mustafa Kemal Atatürk'e başkomutanlık yetkisini sınırlı süreyle vermiştir, o süre içinde kullan başkomutanlık yetkisini demiştir. Süre tamamlandığında bir daha gelip Gazi Meclisten yetki istemiştir. Bu ne demektir? Meclis, Milli Kurtuluş Savaşı'nı yöneten bir meclistir; bugünkü meclisten söz etmiyorum, 600 milletvekilinden söz etmiyorum, işi gücü olmayan 600 milletvekilinden söz etmiyorum. Bakınız daha bu ay Mecliste oylama yapılıyor; AK Parti'den 65 milletvekili yok ama onlara sahte oy pusulası getiriyorlar 65 milletvekili burada var diye. Allah aşkına bunu seslendireni duydunuz mu? Bunu konuşanı duydunuz mu? Ne 74 mü? Affedersiniz, 74 milletvekiline sahte oy pusulası. Kendisi nerede? Ya bir kahvede ya başka bir yerde ya Ankara dışında. Ama hem Mecliste görünüyor hem de kanun için olumlu oy kullanıyor. Sahtekarlığın dik âlâsı. O sahtekarlığın dik âlâsıyla mücadele edeceğiz. Meclis Başkanına söyledim, televizyonda da söyledim. Sen onurlu bir Meclis Başkanıysan o 74 kişiye hesap sorarsın, hesap sormuyorsan sen de aynı yolun yolcusun. Kim hesabı soracak? Cumhuriyet Halk Partisi soracak. Hesabını soracağız. Sahtekarlık yapan bir milletvekilinden bu memlekete hayır mı gelir ya? Hayır mı gelir ya? AK Partili kardeşlerime de sesleniyorum, diğer kardeşlerime de sesleniyorum; sahtekarlık yapanlara oy vermeyin, onların size bir faydası olmaz, onların memlekete de faydası olmaz. Onurlu insan, yiğit insan, temiz insan, düzgün insan sahtekarlık yapmaz. Niye sahtekarlık yapıyorsun? Hangi gerekçeyle sahtekarlık yapıyorsun? Bunlarla mücadele edeceğiz. Kim? Cumhuriyet Halk Partisi mücadele edecek. Atatürk'ün partisi mücadele edecek. Ecevit'in partisi mücadele edecek. Biz bu mücadeleyi yapacağız değerli arkadaşlar. Dolayısıyla biz tek adam rejimini de değiştireceğiz inşallah göreceksiniz. Değiştireceğiz; bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getireceğiz, gerçek anlamda.
“BİZİM KAVGAMIZ EKMEK VE LİYAKAT KAVGASIDIR”
Türkiye gündeminden son 2,5 yıldır koptuk; Türkiye gündeminden, halkın gündeminden koptuk. Halkın gündemiyle siyasetin gündemi farklı oldu. Bizim gündemimiz halkın gündemidir. Bizim kavgamız ekmek kavgasıdır. Bizim kavgamız ahlak kavgasıdır. Bizim kavgamız devlette liyakat kavgasıdır. Bizim kavgamız iş bulamayan üniversite mezununa iş bulma kavgasıdır. Bizim kavgamız helal lokmanın, helal sofranın her evde kurulması kavgasıdır. Bizim kavgamız budur. Biz siyasetten başka bir şey istemiyoruz. Zenginleşme gibi bir niyetimiz yok. Çok şükür öyle bir niyetimiz de yok. Dünyada hiç kimse bugün sahip olduğu mal varlığının gerçek sahibi değildir. Bir daha ifade edeyim; hiç kimse bugün sahip olduğu mal varlığının gerçek sahibi değildir; hepimiz faniyiz, hepimiz gideceğiz. Önemli olan nedir? Geride hoş bir seda bırakmak önemli olandır; bu ahlak demektir, bu erdem demektir.
“CHP, HALKIN VE GELECEĞİN PARTİSİDİR”
Değerli arkadaşlarım; sadece benim konuşmam yetmez, Türkiye büyük bir ülke, her gittiğiniz yerde bunları konuşacaksınız. Yok bu oldu, yok şöyle oldu yok, bunları bırakın kardeşim. Türkiye'nin gerçek gündemine dönün kardeşim. Türkiye'nin gerçek gündemi nedir, ona bakın kardeşim. Çocuğu işsiz. Uyuşturucu belası, tefeciler, kumar… Ya Türkiye'yi kumarhaneye döndürdüler ya, büyük bir kumarhane Türkiye, gidin gençlerin nasıl soyulduğunu görün. Yazıktır, günahtır, Türkiye bütün bunları aşma kapasitesine sahip ama bunları gerçekleştirecek olan partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi, halkın partisidir. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi, geleceğin partisidir. Dünyada 100 yılı aşkın süredir ayakta kalan 4-5 partiden birisi de Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Şerefli bir partidir, onurlu bir partidir, kirlenmemiş bir partidir. Arınmak zorunda olan bir partidir, neyse çok şükür o da büyük ölçüde gerçekleşti. Biz bunları yapmak zorundayız. Ahlaklı, erdemli insanların partisiyiz biz.
Hepinize yürekten teşekkür ederim. Hepiniz sağ olun, var olun.
21.05.2026
20.05.2026
20.05.2026
15.05.2026
15.05.2026
07.05.2026
06.05.2026